Ahmet Batman

”Neyse benden bu kadar” dediğim gün geldiğinde, ne bok yiyeceksin acaba? 

Yalnız ölüm ne kadar gerçek olsa da, biz güzel şeyler de yaşadık bu hayatta. 

Benim de kendimce sorunlarım var. Anlamak zorunda değilsiniz.

Eski bir türk filmi olsaydık. Şöyle 1968 yapımı… Hani sevişmeden de sevebilen insanların olduğu zamanların sonları işte… Çok mu geç kaldık doğmak için, dudakları değil de, parmak uçlarını sevebilmek için.

Bana masal anlat ve                                                                                 Uzun uzun sev beni.

Bak eylül geliyor, sen de çık gel.

Henüz tanışmadık. Ondan buralar böyle soğuk, ağustos’un ortasında…

Hep aynı hikaye, gönlüm düşünce aşka…

Belki bugün tanışırız seninle…

Şimdi bir trende olacaktık. Şöyle yataklı vagon falan… Sonra en sevdiğimiz filmler yanımızda. Işte o zaman uyumamak mantıklı ama şimdi? Tavan bana bakıyor ben tavana…

Dün odama gelen bir kelebeğin fotoğrafını paylaşmıştım. Adını Deniz koymuştum. Sabah uyandığımda yastığımın kenarında yattığını gördüm. Ölmüştü. Kelebeklere iyi bakın ve Montaigne’in denemelerini okuyun.